Medeni Usul Hukukunda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
|
Çekişmeli/ Çekişmesiz Yargı |
||
|
"Mahkemelerin faaliyetlerinin önemli bir kısmını çekişmesiz yargı işleri teşkil etmesine rağmen, çekişmesiz yargıya giren işleri ve bunlar hakkında uygulanacak yargılama usulünü düzenleyen genel bir çekişmesiz yargı kanunumuz yoktur. Çekişmesiz yargıya giren işler, çeşitli kanunlarda dağınık bir şekilde yer almış olup, bu işler için gene çeşitli kanunlarda dağınık ve yetersiz bazı usul hükümleri vardır. Bunun dışında, çekişmesiz yargı işleri hakkında da, aslında çekişmeli yargı (yani davalar) için olan HUMK hükümleri uygulanmaktadır. Bu nedenle, çekişmesiz yargı (nizasız kaza) uygulamada gereği gibi anlaşılmış değildir."(Baki Kuru) Çekişmesiz yargı işleri için, dava teriminin kullanılması doğru değildir; çekişmesiz yargı işleri denilmelidir. Dolayısıyla da dava tarafı olan davacı terimi de kullanılmaz. Yaptığımız yargılamanın hangi çeşide girdiğini bilebilmemiz için aralarındaki ayırım kıstaslarını da bilmek gerekir.
Fakat ihtilaflı olan bazı işler vardır ki çekişmesiz yargı alanına girer.Bunları tespit edebilmek içinde aşağıdaki kıstaslara başvururuz.
Mahkeme işlerinin içinden çekişmesiz yargı işlerinin ayıklanabilmesi için mahkeme işlerini, bu üç ayrı kıstasın eleğinden geçirmek gerekir. Her iki kazanın muhakeme usulleri arasındaki farka gelince:
“Velayetin
nez’ine ilişkin dava kamu düzenini ilgilendirdiği için, hakimin
resen tahkik yetkisi vardır. O halde, usulün 274. Maddesi burada
uygulanamaz. Bu itibarla ek liste alınarak tanık dinlenmesinde bir
isabetsizlik mevcut değil....” (HGK. 14.2.1973, E 1969/2-1258, K.
70, İKİD. 151, s. 2140).
“Nizasız kaza kararları, şekil bakımından kesinleşmiş olsalar bile maddi- hukuk açısından kesin hüküm teşkil etmezler. Daha sonra, bu kararların gerçeğe aykırı ve yanlış olduğunun anlaşılması durumunda, kararı veren mahkemece değiştirilebilecekleri gibi, nihayet tespit edici nitelikte oldukları cihetle nizalı kaza (çekişmeli yargı) mahkemelerini bağlayıcı güçleri de yoktur” (YHGK., 5.12.1990). “Gaipliği
tespit eden çekişmesiz yargı kararının iptalinde veya değiştirilmesinde
hukuki yararı olan
herkes
bunu iddia ve
ispat edebilir”. (2HD., 24.3.1992) Ancak
Temyiz Mahkememiz bir kararında haklı olarak, kesinleşmiş bir hacir
talebinin reddi kararı bulunan hallerde, karar tarihinden sonra yeni
vakıaların cereyan ettiği ileriye
sürülmedikçe, mevcut karar karşısında aynı sebeplere dayanarak
hacir ve vesayet altına alınmanın istenemeyeceğine karar vermiştir (HGK., 28.6.1967). Demek oluyor ki, nizasız kaza sonunda verilen kararlar
esas itibariyle sonradan haksız görüldükleri takdirde (yani mahkemenin
hata yapmış olduğunu anlaması sonucu) ya da kararın verilmesinden
sonra husule gelen yeni vakıalara binaen değiştirilebilecektir. Bu konuda en son olarak ta şunu da belirtelim ki çekişmesiz yargı işleri hakkında özel yasalarda bir hüküm yoksa HUMK hükümleri uygulanır. |