Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

Medeni Usul Hukukunda Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

 

 Çekişmeli/ Çekişmesiz Yargı 

            

        "Mahkemelerin faaliyetlerinin önemli bir kısmını çekişmesiz yargı işleri teşkil etmesine rağmen, çekişmesiz yargıya giren işleri ve bunlar hakkında uygulanacak yargılama usulünü düzenleyen genel bir çekişmesiz yargı kanunumuz yoktur. Çekişmesiz yargıya giren işler, çeşitli kanunlarda dağınık bir şekilde yer almış olup, bu işler için gene çeşitli kanunlarda dağınık ve yetersiz bazı usul hükümleri vardır. Bunun dışında, çekişmesiz yargı işleri hakkında da, aslında çekişmeli yargı  (yani davalar) için olan HUMK hükümleri uygulanmaktadır. Bu nedenle, çekişmesiz yargı (nizasız kaza) uygulamada gereği gibi anlaşılmış değildir."(Baki Kuru)

       Çekişmesiz yargı işleri için, dava teriminin kullanılması doğru değildir; çekişmesiz yargı işleri denilmelidir. Dolayısıyla da dava tarafı olan  davacı terimi de kullanılmaz.       

      Yaptığımız yargılamanın hangi çeşide girdiğini bilebilmemiz için aralarındaki ayırım kıstaslarını da bilmek gerekir.

  • Ana ölçü: "ihtilaf yokluğu"

    Örneğin:

    • Kazai rüşt 
    • Evlenmeye izin verilmesi 
    • Evlenme sürelerinin kısaltılması 
    • İsim değiştirilmesi 
    • Vesayet ve hacir  işleri
    • Anonim şirketin kuruluşunu tasdik
    • Kıymetli evrakın iptali 

    Bu ölçüte göre nizasız kaza işi olan, daha sonra itiraz üzerine dava haline gelebilir. Mesela veraset belgesi için, hasım göstererek, mahkemeye başvurulmuş; fakat talepte bulunan hasım olarak gösterdiği kişilerin mirasçılık sıfatlarını kabul ediyorsa her ne kadar  hasım gösterilmiş olsa da bu iş bir dava değil çekişmesiz yargı işidir.Ama mirasçılık belgesi verilmesi talebinde mirasçı olarak gösterilmemiş olan kişi, mahkemeye başvurarak kendisinin de mirasçı olduğunu bildirerek itiraz eder ise, iş artık dava halini alır. 

         Fakat ihtilaflı olan bazı işler vardır ki çekişmesiz yargı alanına girer.Bunları tespit edebilmek içinde aşağıdaki kıstaslara başvururuz.

  • Sübjektif Hakkın Yokluğu

    Örneğin:

    • Velayetin nez'i 
    • Vasinin azli

   

  • Resen Harekete Geçme

     Hakimin resen harekete geçmesi gereken tüm işler çekişmesiz yargıya tabidir.

    Örneğin:

    • Boşanmadan sonra meydana gelen yeni bir durum nedeniyle çocuklar hakkında durumun gerektirdiği yeni tedbirlerin alınmasına karar verilmesi (MK.149)

     

           Mahkeme işlerinin içinden çekişmesiz yargı işlerinin ayıklanabilmesi için mahkeme işlerini, bu üç ayrı kıstasın eleğinden geçirmek gerekir.

      Her iki kazanın muhakeme usulleri arasındaki farka gelince: 

 

  •          Bazı ülkelerde ayrı bir nizasız kaza kanunu mevcut olduğu halde bizim hukukumuzda böyle bir kanun mevcut değildir. Esas itibariyle ihtilafsız kazaya ilişkin işlerle de hukuk mahkemeleri meşgul olacaklardır.
  •  Nizasız kaza mevzuunda yer itibariyle selahiyet kaideleri amme intizamındandır. 
  • Nizasız kaza işlerinde basit usulü muhakeme uygulanmak gerekir (HUMK. 507 vd. ). Fakat tatbikatımızın nizalı kaza ile nizasız kazaya uygulanacak usul bakımından bir fark yaptığı söylenemez. Bu sebeple de mahkemeler her nizasız kaza işini mutlaka bir dava şekline çevirerek umumi nizalı kaza prosedürünü uygulamaktadır 
  • Nizasız kazada verilen kararlar aleyhine müracaat yolları bir birlik arz etmemekle beraber genel olarak -özel müracaat yolları olmadıkça- bu kararlara karşı da temyiz yolunun açık bulunduğu kabul edilir. 
  •  Nizasız kazada resen araştırma prensibi caridir.  

         “Velayetin nez’ine ilişkin dava kamu düzenini ilgilendirdiği için, hakimin resen tahkik yetkisi vardır. O halde, usulün 274. Maddesi burada uygulanamaz. Bu itibarla ek liste alınarak tanık dinlenmesinde bir isabetsizlik mevcut değil....” (HGK. 14.2.1973, E 1969/2-1258, K. 70, İKİD. 151, s. 2140).  

  • Nizasız kazaya tabi işlerde verilen kararlar maddi manada kesin hüküm teşkil etmez. Zira, verilen karar sonradan haksız görüldüğü takdirde veya kararın verilmesinden sonra husule gelen değişiklikler sebebiyle tadil edilebilir.

“Nizasız kaza kararları, şekil bakımından kesinleşmiş olsalar bile maddi- hukuk açısından kesin hüküm teşkil etmezler. Daha sonra, bu kararların gerçeğe aykırı ve yanlış olduğunun anlaşılması durumunda, kararı veren mahkemece değiştirilebilecekleri gibi, nihayet tespit edici nitelikte oldukları cihetle nizalı kaza (çekişmeli yargı) mahkemelerini bağlayıcı güçleri de yoktur” (YHGK., 5.12.1990). 

“Gaipliği tespit eden çekişmesiz yargı kararının iptalinde veya değiştirilmesinde hukuki yararı olan herkes bunu iddia ve ispat edebilir”. (2HD., 24.3.1992)

Ancak Temyiz Mahkememiz bir kararında haklı olarak, kesinleşmiş bir hacir talebinin reddi kararı bulunan hallerde, karar tarihinden sonra yeni vakıaların cereyan ettiği ileriye sürülmedikçe, mevcut karar karşısında aynı sebeplere dayanarak hacir ve vesayet altına alınmanın istenemeyeceğine karar vermiştir (HGK., 28.6.1967). Demek oluyor ki, nizasız kaza sonunda verilen kararlar esas itibariyle sonradan haksız görüldükleri takdirde (yani mahkemenin hata yapmış olduğunu anlaması sonucu) ya da kararın verilmesinden sonra husule gelen yeni vakıalara binaen değiştirilebilecektir.

Bu konuda en son olarak ta şunu da belirtelim ki çekişmesiz yargı işleri hakkında özel yasalarda bir hüküm yoksa HUMK hükümleri uygulanır. 

                                 Ana Sayfa